Türkiye'de Hazır Giyim Üretimi
Tekstil ve hazır giyim sektörü, 1980 yılında uygulamaya konulan ihracata yönelik kalkınma
politikası ile hızla büyümeye başlamış ve bu tarihten itibaren sektöre yapılan yatırımlar
artmıştır. Tekstil ve hazır giyim sektörü birlikte değerlendirildiğinde, gayri safi yurt içi
hasıla, imalat sanayi ve sanayi üretimindeki pay, ihracat, ekonomiye sağladığı net döviz
girdisi, istihdam, yatırım gibi makro - ekonomik büyüklükler açısından Türkiye’nin önemli
sektörlerinden biridir. Bugün Türk tekstil ve hazır giyim sektörü büyük oranda ihracat odaklı
bir sektördür. Mevcut kapasiteler yurt içi talepten oldukça fazladır. Yaklaşık 30 milyar
dolarlık üretim değerinin 23 milyar dolarlık bölümü ihraç edilmektedir.
İstanbul Sanayi Odasının hazırladığı Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde
tekstil sektöründe faaliyet gösteren 66 firma yer almaktadır. İstanbul Menkul Kıymetler
Borsası’nda işlem gören tekstil ve hazır giyim firmalarının sayısı 30’dur.
Türk hazır giyim sektörü dünyanın 5. büyük hazır giyim ihracatçısı konumundadır. Bugün,
hazır giyim sektörü, üretim ve istihdamdaki büyük ağırlığıyla ülkemiz ekonomisinin
lokomotif sektörlerinden birisi konumundadır.
Türkiye genelinde ihracata yönelik üretim yapan ve %90’ı KOBİ olan 18.500 civarında
imalatçı/ihracatçı firma bulunmaktadır. Bunlardan 11.000’i hazır giyim, 7.500’ü tekstil
alanında faaliyet göstermektedir. TÜİK verilerine göre, Türkiye genelinde 10’un üzerinde
işçi çalıştıran hazır giyim ve tekstil firmalarının sayısı ise 30.000 civarında bulunmaktadır.
Türkiye’de üretilen hazır giyim ürünlerinin büyük bir kısmını pamuklu ürünler
oluşturmaktadır. Sektör üretiminin yaklaşık %65’i ihraç edilmektedir. Yine, ihraç edilen
ürünlerin yaklaşık %80’ini pamuklu ürünler oluşturmaktadır. Sektörün pamuk, yün, iplik ve
kumaş gibi hammadde ve ara malı ihtiyacı büyük ölçüde yurt içinden karşılanmakla birlikte,
önemli miktarda ithalat da gerçekleştirilmektedir. Türkiye dünyanın 7. büyük pamuk
üreticisi olmasına karşın, yerli üretim iç talebi karşılamamaktadır. Türkiye’nin yıllık 800900
bin ton civarındaki pamuk üretimi, ekim alanlarının daralması ve kuraklık nedeniyle 2007
yılında 675 bin tona kadar gerilemiştir. Tüketim ise 1.600 bin ton civarında gerçekleşmiştir.
Sektörün en önemli sorunları arasında finansman ve enerji maliyetlerinin yüksekliği, aşırı
kapasite, kayıt dışı üretim, markalaşamama, alt sektörler arasında koordinasyon ve
işbirliğinin yeterli şekilde sağlanamaması, firmaların sermaye yapılarının güçsüz olması ve
2008 krizi nedeni ile iç ve dış talepte daralma yer almaktadır. Sektörün sahip olduğu
başlıca avantajlar hızlı teslimat, hedef pazarlara olan yakınlık, teknik, sosyal ve idari bilgi
birikimi ve geniş ürün yelpazesi olarak sıralanabilir. Hazır giyim sektöründeki büyük
firmalar son zamanlarda yurt içinde ve yurt dışında mağazalaşmaya yoğunlaşmışlardır.
Türk hazır giyim sanayi esnek üretim yapısına sahip olup, değişen moda eğilimlerine uyum
sağlayabilmektedir.
Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde çevre, kalite, sağlık vb. alanlarda yaşanan
gelişmelerin bir sonucu olarak bu konularla ilgili çeşitli düzenlemelere ve uygulamalara
gidilmektedir. Bugün, hazır giyimde en önemli pazarımız olan AB’de çevre ve sağlıkla ilgili
olarak yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak, pek çok ürünün yanı sıra tişörtler için AB
çevre etiketi geliştirilmiştir. Firmalarımız da son yıllarda bu gelişmeleri yakından takip
etmekte ve çevre etiketlerine artan bir oranda ilgi göstermektedirler. Buna bağlı olarak da
kalite yönetim sistemlerine uygun faaliyet gösteren firmaların sayısı hızla yükselmektedir.
Sektör Avrupa’da uygulamaya konan çevre ve sağlıkla ilgili düzenlemelere uyum
sağlamıştır. Azo boyar maddelerle ilgili özellikle Almanya’da başlayan gelişmelerin bir
sonucu olarak, 1 Mart 1995’den itibaren söz konusu boyar maddelerin Türkiye’de üretimi,
kullanımı ve ithali ile söz konusu aminlerin boyar madde üretiminde kullanımı
yasaklanmıştır.
Kaynak ve Notlar