Türkiye'de Maden ve Mineral Üretimi
Madencilik sektörü, sanayinin hammadde ihtiyacını sağlayan ve bu yönüyle ülkemizin
temel taşı olan sektörlerinden biridir. Sektör, ekonomiye yaptığı doğrudan katkının yanı
sıra, imalat sektörüne sağladığı girdiler açısından da ayrı bir önem arz etmektedir.
Madencilik sektörünün gayri safi milli hâsıladaki payı, yıllar itibariyle farklılık göstermekle
birlikte; %1 ile %1,5 arasında değişmektedir. 2007 yılı içinde sektörün gayri safi yurtiçi
hasıladaki payı %1,2, 2008 yılında %1,4 olarak gerçekleşmiştir. Sektörün son beş yıllık
dönemde toplam sanayi içindeki payı % 4,16 - 4,92 aralığında değişmiştir.
Çeşitlilik ve rezerv açısından oldukça zengin maden yataklarına sahip olan Türkiye, birçok
madende dünyanın en büyük rezervlerine sahiptir. Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA)
tarafından yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen rezerv bilgilerine göre mermer, perlit,
dolomit, kaya tuzu, pomza, bor, kuvarsit, trona en büyük rezervlere sahip olduğumuz
madenler olarak dikkat çekmektedir. Son dönemde yapılan araştırmalar ile bor mineralleri
gibi bazı rezerv bilgilerinde de gelişmeler görülmüştür. Bor, krom, mermer, pomza, sodyum
feldspat ise ihracatımızın en fazla olduğu maden ve mineraller olmuştur. Son yıllarda
dünya maden sektöründe olduğu gibi Türkiye’de de özellikle altın, gümüş, bakır, krom ve
mangan gibi metalik cevherlerin arama - işletme çalışmalarında artış gözlenmiştir.
Endüstriyel minerallerde dünya rezervlerinin %2,5’i, dünya bor mineralleri rezervlerinin
%72'si, mermer rezervlerinin %33’ü, bentonit rezervlerinin %20' si ve perlit rezervlerinin de
yarısından çoğu ülkemizde yer almaktadır. Türkiye’de petrol ve kömür dışında 4,400
maden yatağı bulunmaktadır. Bu kaynaklardan elde edilen madenler sanayi sektöründe
hammadde olarak kullanılmakta, üretim fazlası ihraç edilmektedir.
Türkiye’de madenciliğin büyük bölümü özel sektör tarafından yapılmaktadır. Sektörde
faaliyet gösteren firmaların çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Başlıca üreticiler
Eti Maden İşlt. Gen. Müd., Türkiye Taş Kömürü İşletmesi (TKİ), Türkiye Petrolleri
A.O.(TPAO), Elektrik Üretim A.Ş.(EÜAŞ), Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) ve özel
sektördür. Üretimde; kamu sektörü mineral yakıtlar ve metalik cevher üretiminde ağırlıklı
iken özel sektör endüstriyel hammadde üretiminde yoğunlaşmıştır.
Türkiye metalik cevherler üretiminde 2007 yılı miktarlarına göre üretimin en fazla olduğu
madenler, bakır, demir , krom, alüminyum ve kurşundur. Endüstriyel mineraller grubunda
ise ilk sırada 2007 yılında %7’lik üretim artışı gösteren dolomit yer almıştır. Bunun dışında
kalsit, feldspat, alçıtaşı, kuvars kumu, pomza ve bor üretimin fazla olduğu diğer önemli
madenlerdir. Doğal taşlar grubunda ise mermer, andezit ve bazalt ilk sıralarda yer
almaktadır. Bu üretim verileri, işletme ruhsatlı sahalardan ruhsat sahiplerince Maden İşleri
Genel Müdürlüğü’ne beyan edilen üretim miktarlarına göre düzenlenmiştir.
Madencilik sektörüne verilen teşvikler sektörün üretim ve ihracat artışında büyük ölçüde
katkı sağlamıştır. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre 2001 – 2005 yıllarında madencilik
sektöründe 612 adet yatırım teşviki verilmiştir. 2008 yılı Ocak - Aralık ayları arasında madencilik sektörüne verilen teşvik belgesi sayısı 84 adet olurken; 2009 yılı Ocak - Şubat
ayları arasında 13 adet belge verilmiştir.
Orta ve büyük ölçekli pek çok firmanın bulunduğu sektörde İSO - İstanbul Sanayi Odası
tarafından açıklanan 2007 yılında Türkiye’nin ilk 500 yüz sanayi kuruluşu arasında ilk 250
firma arasında yer alan madencilik alanında faaliyet gösteren firmalardan EÜAŞ - Elektrik
Üretim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü (3. sıra), Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel
Müdürlüğü (18. Sıra), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (35.Sıra), Eti Maden İşletmeleri
Genel Müdürlüğü (78. Sıra), Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi Anonim
Şirketi (120. Sıra), Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. Ve Tic. A.Ş. (121. Sıra), Soda Sanayi
A.Ş.( 131. sıra), Eti Alüminyum A.Ş. (153. Sıra) ve Eti Bakır A.Ş. 171. sırada yer almıştır.
Türkiye’nin coğrafi konumu ve üç tarafının denizlerle çevrili olması, üretilen ürünlerin
dünya pazarlarına ucuz ve kolaylıkla ulaştırılması açısından önemli avantajlar
sağlamaktadır. Sektörün yatırım açısından çekiciliğinin giderek artması sonucu, başta
mermer alanında olmak üzere, sektöre yeni yatırımcı ve sermaye girişinde artış
gözlemlenmiştir. Özellikle Çin ekonomisindeki gelişme, beraberinde dünya hammadde
talebi ve madencilik ürünlerinin fiyatlarındaki artış eğiliminin devam etmesi, madencilik
sektöründe sermaye birikiminin artmasına ve daha güçlü firmaların ortaya çıkmasına
yardımcı olmuştur. Ancak 2008 ekonomik krizi bu olumlu beklentileri sekteye uğratmıştır.
2008 yılı temmuz ayından itibaren etkisini gösteren ekonomik kriz, tüm dünyada etkisini
göstermeye başlamış ve Türkiye de çok fazla etkilenmiştir. Özellikle ekonomik krizden
etkilenerek metal alımını azaltan otomotiv ve inşaat sektörü maden sektörünün büyümesini
olumsuz etkilemiştir.
Kaynak ve Notlar